Pinocchio, yalan bir haberle yıkılan bir ailenin dramıyla şekillenen ve yıllar sonra unutulan o acıyı barındıran kapanmış defterelerin yeniden açılması üzerine kurgulanmış etkileyici hikayesiyle dikkat çekiyor. Popüler iki oyuncuyu  Lee Jong Suk ve Park Shin Hye'yi bir araya getiren, akıcı senaryosu ve hüzünlü yönleriyle izleyiciyi kendine bağlayan bir yapım. (İtiraf etmeliyim ki izlediğim ilk dizisi You Are Beautifull' daki oyunculuğunu pek başarılı bulmadığım Park Shin Hye'i Cast'te gördükten sonra diziyi bir türlü izleme listeme ekleyememiştim. Ancak bu yapımda O da hayli kendini aşmış. Lee Jong Suk ile birlikte iyi bir iş çıkardığı görüşündeyim.)

Gerçekte var olmayan Pinocchio Sendromu'ndan muzdarip kızımız Ina Ha, uzun yıllar önce babasını terk eden şimdilerde işinin zirvesindeki annesi Song Cha-Ok gibi dişli bir muhabir olmak istemektedir. Ancak yalan söylemek onda sonu gelmeyen hıçkırıklara neden olmakta ve gerçeği dile getirene değin bu durum devam etmektedir. Büyük babasının yanına yerleştikleri gün yaşlı adamın daha önce ölen oğlu yerine koyduğu hafızasını kaybetmiş Choi Dal Po ile zorunlu bir amca yeğen ilişkisi içinde büyürler. Aslında geçmişini hatırlayan Choi Dal Po ise bir yandan sevdiği kızın en büyük düşmanı adlettiği Song Cha-Ok'ın kızı olduğu gerçeğini kabullenmeye çalışırken diğer yandan da ailesini mahveden In Ha'nın muhabir olma hayalinden ölesiye nefret etmektedir. Okul hayatını tam bir aylak görümümde ve sıfırkolik ünvanıyla geçirir. Ta ki geçmişteki acısına tuz basarcasına An Chan-Soo'nun başını çektiği birçok öğrenci tarafından hakkında ortaya atılan sınav sorularını çaldığı söylentisine kadar. In Ha, çoğu zaman Choi Dal Po ile geçinemese ve kendisinden bir sebeple nefret ettiğini farkında olsa da iddalara itibar etmez. Sınıftaki herkese anlatılanların asılsızlığını kanıtlayacağına söz verir. Yarışma sonrası An Chan-Soo, aşkına karşılık bulamadığı, üstüne üstlük bir de amcasını aklayacağını konusunda kendisiyle iddalaştığı için In Ha'ya büyük bir öfke duyar. Gerçekleri araştırma dürtüsü genlerinden geliyor olacak ki kızımız işe koyulur. Yokluğunda odasında bulduğu kütüphaneden alınmış kitabın izini sürer ve görür ki derslerde uyuklayıp boş boş  zaman geçiren amcası nerdeyse oradaki her kitabı okumuştur.  An Chan-Soo'nın ikinci kez katıldığı ve Okulun hayretle izlediği bilgi yarışmasında rakibi olacak kadar mükemmel bir başarı sergiler.


Mezun olduktan üç yıl sonra Ina Ha hala muhabirlik hayalleri kurmaya devam etmektedir. Gerçekleştirdiği ufak haber denemeleri ya da katılıp elendiği sayısız mulakat  sonuç vermese de bu yolda kendi çapında mücadelesini sürdürmektedir. Nihayetinde O, annesinin çalıştığı kanalda mülakata girmek için gün sayarken Choi Dal Po ise ek gelir olsun diye başladığı taksiciliğe devam etmektedir. Özellikle Choi Dal Po cephesinde Ina Ha'ya karşı resmiyette yeğeni de olsa artık akrabalıkla ilgisi olmayan hisler mevcuttur.

Mülakat öncesi annesinden gelen kısa ama cesaretlendirici mesaj gücüne güç katar. Ancak ilerleyen dakikalarda beklentileri tümüyle boşa çıkar. Tam bir buz küpü görünümündeki annesi yalan haber gerektiren bir konu dayatıp onu köşeye sıkıştırır ve elemekte tereddüt etmez. Ayrıca acı biçimde keşfeder ki annesinin sandığı numara aslında ona ait bile değildir. Çıkışta patavatsız cadıyı almaya karar veren Choi Dal Po henüz varmıştır ki binanın dışında hızlı adımlarla yürüyen kızın gözyaşlarına tanık olur. Arabasını bırakıp yanına gitmeye yeltense de telefon mesajlarındaki Ina Ha herşey yolunda gibi davranınca yalnız kalmak istediğine karar verir. Yine de içi bir türlü rahat değildir. Bir kez daha geri dönerken ışıklarda taksisine işaret ederek çağıran Ina Ha'nın  annesini görünce anlık bir şok yaşar. Müşterisi sohbet canlısı değildir. Choi Dal Po o gün mülakata giren arkadaşının geçip geçmediğini merak ettiğini söyleyerek sözlerini sürdürür. Bu konuşma onları sahilde karşılıklı devem edecekleri sıkı bir sözlü mücadeleye taşır. Choi Dal Po ilk kez düşmanıyla karşılaşmak için onun arenasında savaşması gerektiği gerçeğini kabul etmek zorunda kalır. Yıkık dökük hislerle eve dönen ve o güne kadar edindiği her kitabı ve notu yol çantasına dolduran Ina Ha kimseye görünmeksizin dondurucu Seul soğuğunda çatı katına çıkar. Choi Dal Po geri geldiğinde Ina Ha'nın babası ve kardeşi tarafından umutsuzca arandığını öğrenir. Evin önünde nereye gideceğini düşünürken duraklar ve havadan düşen kitap sayfalarını fark edince soluğu çatıda alır. Derin bir umutsuzluk içindeki kızı teselli ettikten sonra bu kez muhabir olmak için birlikte mücadele etmelerini önerir. Çalışmaya başlarlar. Büyük babanın isteği daha doğrusu kolundan tutup kuaföre götürmesiyle kayda değer bir değişim geçirir. Döküntü halinden dört dörtlük bir görünüme  bürünür. Bir ay sonra bu kez YGN kanalının seçmelerinde yanyanadırlar.  eleme mülakatında haberi olayı yorumlama ve değerlendirrme becerisini irdelediği 2. kısımda ailesinin yok olmasına zemin hazırlayan haberin seçilmesi Choi Dal Po ve In Ha için dönüm noktası olur. Babası ile ilgili duyduğu haberse bir başka şok edici gelişmedir O'nun için. Konu bir şekilde Pinokyo görgü şahidine ve yanlış algılamanın yarattığı acı sonuçlara gelip dayandığında ok yaydan çıkmıştır artık. Choi Dal Po, In Ha'nın Pinocchio Sendromunu açık ederek elenmesine ve mulakat salonu terk etmek zorunda kalmasına neden olurken muhtemelen O'nu bu kirli dünyadan uzak tuttuğu düşüncesindedir. Sonuçta kendisi stajyer muhabirliğe kabul edilir.


Yarı zamanlı bir işle hayatına devam etmeye çalışan In Ha ise tam da hayallerinden vazgeçtiği sırada reytinglerde güven kaybı yaşayan kanalı için Pinocchio Sendromlu yani yalan söylemeyen bir muhabirden daha iyi bir reklam olamayacağını  düşünen annesinin teklifi sonrası kendini bir anda MSC'de muhabir olarak bulur. Böylece bir anda haber peşinde koşan birer rakip haline gelirler. Şimdilerde bölge karakolunda polislik yapan  okul arkadaşlarının mekanını haber avı için mesken tutar ve birbirleriyle bu uğurda kimi zaman köşe kapmaca oynarlar. Diğer yanda Choi Dal Po'ın kayıp ağabeyi Ki Jae-myung'n da geçmişin intikamı için bir dizi plan yapmaktadır.


Bu seriyi her izlediğimde hakkını vermediğimi fark ediyorum. Özellikle  birden fazla sahnede gözyaşı döken oyuncu Lee Jong Suk, Choi Dal Po karakterini sanırım cidden fazlasıyla hissederek oynadı. Ağbey rolunde izlediğmiz Yoon Kyun-sang da bu dizide dikkatimi çekmişti. We Were Not In Love'daki etkileyici piyanist rolüyle çıtasını yükseltmeye devam ediyor. Yine ilk bölümde I Can Hear Your Voice'un bir sahnesini tiye alırcasına uyarladıkları kısma dikkat çekmeden edemeyeceğim. İlk izleyişimde hayli gülmüştüm. Ayrıca 19. bölümde MBLAQ'dan Lee Joon kameo olarak boy gösterdi ve  uyuşturucu kullanması yönüyle gündeme çekilmek için haber malzemesi yapılmak istenen Fama adlı pop starı canlandırdı.


Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın

Comments (0)