Serinin Orijinal Adı: Hwarang
Hwarang: The Poet Warrior Youth (화랑 (花郞), Flowering Knights)
Türkçe Yayın: Çiçek Şövalyeler
Yapım Yılı: 2016
Bölüm Sayısı:20


Normalde yani başlayan ve halen devam etmekte olan dizileri bitirmeden tanıtım eklemem. Ancak bir süre önce takip etmeye başladığım KBS World'de henüz iki bölümünü izlediğim bu yapım ilginç sayılabilecek konusuyla beni fazlasıyla cezbedince kendimi tutamadım:) 

Hikaye ülkenin Koguryo, Bekçe ve Şilla zamanında yani üç krallık döneminde geçiyor. Genç kralı kötü gözlerden uzakta tutan kraliçe Jiso (Rol alan oyuncu: Kim Ji-Soo) oğluna karşı pek de anaç duygular içinde de değildir. Bir yandan ülkeyi birarada tutarken bir yandan da kuyusunu kazmaya çalışan devlet adamlarının türlü komplolarını bertaraf etmeye uğraşır. Yaşamını perdeler ardında va gözlerden uzak yaşayan  genç kral Sam Maek Jong (Rol alan oyuncu: Park Hyung-Sik ) ise kendisini henüz zayıf ve deneyimsiz olarak nitelendiren kontrolcü ve hesapçı kraliçe annesinin kararını içten içe kırılsa da kabullenir. Sıkca gittiği Ginseng evinde zaman geçirmektedir. (O zamanin içkili mekanı ve bazen de genelevi olarak kabul edilen yerler) Esas kızımız A Ro (Rol alan oyuncu: Go Ara) ise borçları yüzünden sıkıntı yaşayan babasına katkı için zaman zaman buraya gelmekte ve genç hanımlara erkeklerle ilgili romanik ve biraz da erotik hikayeler ankatarak üç beş kuruş kazanmaya çalışmaktadır. Genç kral kızın anlattığu öykülerden birine kulak misafiri olurken bunu hayli eğlendirici bulur. Öykünün kalanını dinlemeye ve özellike anlatıcıyı görmeye karar verir. A Ro anlatım karşılığında sunulan gümüşleri geri çeviremez ve sonuç itibarıyla her anlamda etkileyici ve hoş görünen adama hikayeyi sunmaya koyulur. Gecenin ilerleyen saatlerinde görünüşe göre huzurlu uykuya hasret kralımız kabuslarından biriyle uyandığında odanın zemininde anlatıcısının adeta sızmış gibi horuldadığını görürü ve bu manzayı keyifle izler.


Şehrin bir başka köşesinde ise Moo Myung (Rol alan oyuncu: Park Seo-Joon) uzun süre önce izini kaybettiği kayıp babasını ve kızkardeşini arayan yakın dostu Mak-Moon (Rol alan oyuncu: Lee Kwang-Soo) ile henüz başkente gelmiştir. Arayışlarının onları kızkardeşinin de sahip olduğu kolyenin benzerini takan bir kıza ve Ginseng evine götürdüğü akşam yaşanabilecek en talihsiz olaylardan biri gerçekleşir ve Mak-Moon tamamen tesadüf eseri genç kralla karşılaşır. Ancak onun yüzünü görmesi saklı tutulması gereken sırrın ifşası anlamına gelmektedir. Tabii durumu farkına varmasa da kralın muhafızları tarafından aranmaya başlanır.  Mak-Moon çay evinde elit tabakadan sayılabilecek Yeo Wool tarafından tartaklandığı sırada hasır şapkasının yüzünü mükemmel biçimde gizlediği Moo Myung olaya müdahale edip O'nu kurtarır. Bu arada Yeo Wool'a da temiz bir ders verir. Gizemli dövüşçünün sergilediği beceriyi memnuniyetle izleyen Soo Ho, Ban Ryu'ya laf atar.  Görünüşe göre Soo Ho ve Ban Ryu önderliğinde birçoğı bakan çocuğu gibi gözüken iki grubun elit tipleri arasında belirgin bir sürtüşme mevcuttur. Olay büyümeden Moo Myung arkadaşıyla mekanı terk eder. Şehrin dışında soluklandıkları sırada muhafızlar tarafından kuşatılırlar. Kılıç darbeleriyle ağır yaralanan Moo Myung'u korumak isteyen Mak-Moon'un da kaderi farklı olmaz. Moo Myung bilncini kaybetmeden gördüğü yegane şeyse saldırıyı sözleriyle durduran, bileğinde belirgin bir bilelik taşıyan yüzünü görmediği bir erkektir. Son anlarını yaşayan dostuyla bir ağaca yaslanmış haldelerken gün boyu kolyeyi soran adamı yıllardır görmediği oğlu olabileceği umuduyla arayan bir diğer kişi, Song Young-Kyu onları kanlar içinde bulduğunda yapacak birşeyi kalmamıştır. Yılların ardından sadece birkaç dakikacık görebildiği oğlunu gömüp baygın haldeki Moo Myun'u tedavi eder. Günler sonra kraliçe Jiso Hwarang adını verdiği ve tamamı genç ve mükemmel görünümlü erkeklerden oluşacak askeri birlik kurulacağını ilan eder...

Moo Myun uyanabildiğinde başına gelenleri hazmetmeye ve  zayıfların ezildiği bu dünyada dostuna yapılanın hesabını sormaya karar verir. Mak-Moon'un bulmak için yanıp tutuştuğu ve şaka yollu evlenmesi için de  izin verdiği kızkardeşinin varlığı canını yakmaktadır. Şehirde öylesine  dolaşırken o geceki bilekliği takan kişini yanından geçtiğinde peşine düşmekte tereddüt etmez. Bir süre sonra izlendiğini anlayan Sam Maek Jong ise ansızın kendisine saldıran düşmanının sözleriyle yüzünü gördüğü için hayatına son verilen pek çok kişiden birinin ortadan kaldırıldığı o geceyi anımsar. Öte yandan birkaç dakika konuşmak için beraberinde sürüklediği A ro'nun hayatı da şu durumda  tehlikededir. A ro'dan uzaklaşmasını isteyip rakibine karşılık verir. Kapı bölmeleri yüzünden labirenti andıran oda da kılıcını savuran Moo Myun kasıtsız şekilde tam da kızı hedef alır. Sam Maek Jong araya girer. Dövüşün yönü uzaklaşınca kendini dışarı atan Aro, Moo Myun'dan iyice korkar. Sam Maek Jong, kimliğinin açıka çıkacağı endişesiyle mekanı terk eder. Ancak kral olduğunu gösteren bilekliği düşürür. Tabii onu bulan kişi de Moo Myun'dur.

Günler sonra Sam Maek Jong, Hwarang olmak için kapı aşındırıken A ro da babasının abisi olarak tanıttığı Moo Myun'u kabullenmeye çalışmaktadır. Yeni bir dizi olayın yaşanacağı o gün, kraliçe oğlunun doğum günü için temsilen taşınan boş bir tahtla geçit törenine iştirak etmektedir ve muhafızı da elbette oradadır. Katili görürü görmez tanıyan Moo Myun saldırıya geçmekte tereddüt etmez. Ancak kalabalık korumaların ördüğü duvarı aşması mümkün değildir. Tahtından çıkan kraliçe görünüşe göre olay çıkaranın itiraf etmeyeceği aşikar olunca oracıkta idam hükmü verir ki ortaya çıkan Song Young-Kyu aptal oğlu için afedilemek  için huzurunda diz çöktüğünde bir an için hatıralarında kaybolur. Görünüşe göre ikilinin paylaştıığı yakınlık ve sır dolu geçmiş şu an ki nesli etkileyecek niteliktedir. Kraliçenin Moo Myun'a sunduğu tek seçenek Hwarang'lara katılması karşılığında babası ve kızkardeşinin hayatta kalabileceğidir.

Hwarang kabul törenine sayılı günler evine dönen Song Young-Kyu kızından abisine temel konularda eğitim vermesini ister. Önce kaligrafi çalışırlar ardından da binicilik. İkincisi tatsız bir kazayla sonuçlanır ve A ro kontrolden çıkıp vahşileşen atın sırtından düşerken kendisini tutan abisi ve hayvanın önünü kesip durduran Sam Maek Jong sayesinde yara almaz. Ancak çok korkar ve bebek gibi ağlar. (Önceleri sevimli gelmişti bu ağlama olayı ama sıklaşınca kabak tadı verdiğini söylemeden edemeyeceğim!) Onları izlerken Sam Maek Jong fark eder ki kızın yanındaki o adam önceki gece düşürdüğü bilekliğini takmaktadır ve o anda O'nun dövüştüğü kişi olduğunu fark eder. Tabii kendisi o sırada yüzünü gizlediği için Moo Myun karşısındakini tanıyamaz. Dönüş için yola koyulmuşlardır ki  Soo Ho liderliğindeki üç atlının kendilerine doğru geldiğini fark ederek dururlar. Kendilerini Hwarang olarak tanıtıan gençler bir oyun için onlara katılmalarını önermektedir. Böylece Moo Myun ve Sam Maek Jong kendilerini futbol maçında Ban Ryu ve tayfasına karşı mücadele ederken bulurlar. Bir kenarda gülücükler eşliğinde abisini takip edip ve atışlarını hevesle alkışkayan A ro'yu izleyen tek göz kıskançlık modundaki Sam Maek Jong değildir. Görünüşe göre daha önce Moo Myun ile sorun yaşayan ve öldü söylentisine inanmayan çete lideri iyi bir yem bulmuştur. Hayli mücadeke içinde geçen maç her zamankinin aksine  Soo Ho ve takımının galibiyetiyle sonuçlanırken Ban rakipleri sonuçtan memnuniyet duymaz. Ertesi sabah tören öncesi A Ro abisinin dış görünüşü için son rötüşleri yapmış sonrasında birlikte çarşıda gezintiye çıkmışlardır. Moo Myu'nun kısa süre için ayrırdığı bakışları tekrar kızkardeşine yöneldiğinde O'nu bıraktığı yerde göremez ve kalabalığın içinde bir takım adamların arasında sürüklendiğini görür. Peşlerine düşmek için koşarken onu kendisi gibi Hwarang kıyafetlerini farkeden Sam Maek Jong' da hayli rahatsız edici bulduğu duruma söylenerek aynı biçimde Moo Myu'nu takip eder. Çok geçmeden çete üyeleri ve lideriyle burun buruna gelirler. Düşmanlarını alt edip kaçabildiklerinde ise katılmaları gereken kabul töreni sona ermek üzeredir. Bağlılık yeminlerini izlerken geçirdiği şok sonrası kraliçe bir Hwarang olarak alanda ilerleyen oğlunun seçimini sessizce kabullenmek zorunda kalır. İki genç adamın yeni hayatı böylece başlar.

Dizi iki haneli izleme oranlarına ancak yarısı yayınlandığında erişebildi. Aslında konu itibariyla ilk 12 bölümü sıkılmadan izlemek mümkün. Ancak sonradan çıkan prenses ve gelin adayı  gibi bazı karakterlerin konuyu banalleştirdiğini ve karakter itibariyla de hikayeye hiç birşey  katmasa da sonuna kadar izlenebilirliğini koruyor.

Şarkı Sözleri İçin Tıklayınız


18 yaşında olimpiyatlarda altın madalya kazanmış eski bir tabancalı ok atış sporcusu Kang-Chul'u canlandıran Lee Jong-Suk ve bir kardiyoloji asistanı Doktor Oh Yeon-Joo rolünde Han Hyo-Joo izlediğimiz W - İki Dünya'da olaylar iki ayrı zaman diliminde geçiyor ve bu iki dünyadan biri kurgusal olarak hem basılan hem de webtoon (daha bilinen adı ile internet üzerinden yayınlanan çizgi roman) üzerinde bir çizerinin ellerinde yaratılmıştır. Hikaye böylesine sağlam ve etkileyici bir girişle adeta soluğumu kesse de daha sonra neden bilmiyorum bu dizide sanki bir noktadan sonra bütün sihir  -benim için- uçup gitti. Özellikle Lee Jong-Suk'ın çıkardığı işleri genellikle başarılı bulmama rağmen başlangıçtaki sürükleyici havanın devam etmeyişi ve kadın karakterin içi boş rolü yüzünden hayal kırıklığı yaşadım. Sanırım karakterize edilen zengin şirket sahibi profilinden iyiden iyiye sıkılmam da cabası oldu Oysa bu seri sağlam senaryosuyla  sabırsızlıkla beklediğim işlerden biriydi. 


Kang-Chul olimpiyat başarsının ardından sadece bir yıl sonra olay yerinde parmak izleriyle bulunan atış tabancasının 1. derece delil kabul edildiği cinayette ailesini öldürmekle suçlanır ve hüküm giyer. Birkaç yıl sonra ise nasıl oldu bilimez başarılı ve multi bilyarder bir şirket yöneticisi olarak boy göstermekte ve büyük beğeni toplamaktadır. Ancak tüm bu başarı ve uğraşın ardında birgün ailesini hayatından koparıp kendini de cinayetten sorumlu konumuna sürükleyen asıl katili bulmaya adamıştır.  Günümüz Seoul'ünde  asistan doktor Oh Yeon-Joo ünü bütün ülkeye yayılan W çizgi romanının webtoon çizeri babasıyla yaşamaktadır. Son günlerde babasının tuhaf davranışlarına pek anlam veremez ve kısa bir süre önce öğrenir ki çok sevilen baş karakterini öldürme kararı vermiştir. Ofisine uğradığı akşam bakışları gayrı ihtiyari çizim tabletindeki görselde kanlar içinde yerde yatan adama takılır ve daha ne olduğunu anlayamadan kendini bir binanın çatı katında aynı biçimde kalmış bir adamın yanında bulur. Kurtarmak için elinden geleni yapar ve ambülansa alınışını izlerken hala nasıl oraya geldiği hakkında hiçbir fikri olmadığını farkına varır...

Keyifsiz bir anıma geldiği ve benim beklentilerimi karşılamadığı için bana hayal kırıklığı yaşatsa da pekçok kore dizisi dever için  konuyu sonuna kadar anlatıp tadını kaçırmak istemiyorum. En kısa zamanda geri dönüp diziyi tamamlayacağım. Belki fikrim değişir:)

Eğer siz de benim gibi on yıla yaklaşan bir süredir Kore dizilerinin takipçisiyseniz, A.N. JELL ya da bilinen adıyla You're Beautiful'ı es geçme ihtimaliniz yoktur. Ülkemizde hatırı sayılır bir popüleriteye ulaşan yapım belkide pekçok kore dizi sever için de izlediği ilk yapım olması dolayısıyla gönlünde taht kurmuştur. Seçeneklerin günümüzdekine oranla azlığı,  sevimli sayılabilecek konusu, mükemmel müzik albümü ve elbette dikkat çeken oyuncu kadrosuyla benim için de bu seriye çok düşkün,  bir kaç yıldır okyanus ötesinde bir yaşama devam eden bir dostu hatırlatan yapımdır.


O dönem canlandırdığı Ko Mi-Nyeo & Ko Mi-Nam adlı ikiz erkek ve kızkardeşi karakteriyle  Park Shin Hye'yi üne kavuşturan dizi bende vurucu bir etki bırakmadığı gibi porselen bebek hatlarındaki dış görünümüne zıt sinir bozucu, çekilmez, ukala ve tam bir sorunlu tip Hwang Tae-Kyeong karakteriyle oyuncu Jang Keun-Suk da aynı ölçüde ısınamamış dizinin neden böylesine sevildiğini de anlayamamıştım. Kısa süre önce diziyi yeniden izlediğimde de düşüncelerim değişti diyemem. Çıkardığım yegane sonuçlardan biri de Park Shin Hye'yi mümkün mertebe bir daha şarkı söylerken duymak istemeyişimdi. Cidden müzikal geçmişi olan bir ses bulmakta zorlandılar mı ki böyle bir seçim yapmışlar bilemiyorum.

Hikayesi kısaca şöyle: Anjell grubu bir süredir çıkmazdadır ve ekibe soluk getirmek için yapımcılar yeni bir üyenin gerekli olduğuna karar verir. Ancak özellikle gruptaki zor kişilik, solist ve söz yazarı Hwang Tae-Kyeong, bundan hoşnut değildir. Herşey ayarlanmış ve tanıtım günü için tarih belirlenmiştir ki beklenmedik bir aksilik çıkar. Görünüşe göre estetik ameleyatı ters giden Ko Min-Nam tedavi için bir süre Amerika'da gözlerden uzak tedavi altında kalmak zorundadır. Dolayısıyla yeni üyenin gelişi bir süre için mümkün değildir ve yapımcılar, üyelerden de gizli tutarak, o sıralarda tam da rahibe olmaya hazırlanan ikiz kızkardeşinden dönünceye kadar onun yerine geçmesini isterler. Böylece Ma Hoon-Lee erkek kılığına girerek gruba katılır ve aynı evde üç erkekle kalmaya başlar.

Üyelerin tanışması ve biribirlerini anlamaları yaşanan süreçte hiç kolay olmaz. Ko Mi-Nyeo sakar ve tuhaftır. ANJELL grubunun popüleritesi en yüksek üyesi ve lideri Hwang Tae Kyung Hwang O'na karşı hiç dost canlısı değildir. Çocukluğundan itibaren yalnızdır. Annesi tarafından başka  bir adam için  terk edilmiş, yok sayılmış, gizli tutulmş ve hiç sevgi gösterilmemiştir. Havalı, huysuz, inatçı, ters, titiz ve sinir bozucu bir karakere sahiptir. Sık sık Go Mi Nyu 'ı göz hapsinde tutar ve O'nu safdışı edebilecek bir açığını bulmaya çalışır. Ancak zaman geçtikçe Ma Hoon-Lee'den etkilenmeye başlar ve tabii görünüşe göre bir erkekten hoşlandığı için durum fazlasıyla acayip kaçmaktadır. Olaylar tıpkı Love Rain'deki gibi karakterlerimizin ebeveynlerinin geçmişte neden olduğu ana konu etrafında biribirini izler...

Dizinin şarkıları kore dizilerinde dinlediğim ilk Ost'lardandı ve çok başarılı bulmuştum.

Dizi müzikleri için Tıklayın.
Korelilerin sevdiği temalardan biri olsa gerek tıp. Sanırım aynı içerikte izlediğim beşinci seri ve ve halen izlemediğim 6-7 tane daha var. Konu pek çekici değil ve ben de bir çok dizisini izlememe karşın kendimi Park Shin Hye'nin oyunculuğuna o kadar da hayran hissetmiyorum. Elimin altında hızlı bir net varken seçenekler arasında en iyilerden biri gibi durduğu için edinmeyi tercih etmiştim ve geriye dönüp baktığımda izleyeli üzerinden pek fazla bir zaman geçmemesine rağmen konuyu neredeyse tümüyle unutmuşum. Yani öyle yana yakıla mutlaka izlemelisin denilebilecek bir yapım değil. Olaylar fazlasıyla vasat bir öğrenci modunda günlerini geçirerek liseye devam eden  Yoo Hye Jung, dairelerinde kalan ve okulda da öğretmeni olan Hong Ji-Hong ve doktor bir aileden gelen varlıklı kızımız Jin Seo-Woo arasında şekillenmeye başlıyor. Ancak öğretmene duydukları aşk nedeniyle henüz yeşeren arkadaşlıkları bozulur ve bir süre sonra Yoo Hye Jung ameliyatta büyükannesini yitirince hem ihmal ve hata  olduğuna inandığı ölümün hesabını sormak hem de aslında bir nedenle doktorluğu bırakıp öğretmenliği seçmiş gözüken Hong Ji-Hong gibi ihtiyaç duya insanları kurtarabilmek düşüncesiyle geleceği hakkındaki en büyük kararı verir. Birkaç yıl sonra hastane koridorlarında beyaz önlüğüyle arzı endam etmekte ve alanında edindiği parlak kariyerin keyfini sürmektedir. Şimdilerde yine okuldan arkadaşı Chun Soon-Hee ile aynı evi paylaşmaktadır. Göreve başladığı yer elbette Jin Seo-Woo'nun da yer aldığı ve babasını da idareci konumunda gördüğümüz hastanedir. Elbette eski okul hocası şimdilerde bir diğer parlak kariyer sahibi karizmatik doktorumuz Jin Seo-Woo'un mekana teşrifi de uzun sürmez. Olaylar kaçınılmaz biçimde iki kadın arasındaki rekabeti gözler önüne serer. (Doktor Stranger'ı hatırlayarak söyleyebilirim ki konu için seçilen olaylar çok vasattı. Bir de Yoo Hye Jung'un yüz felci geçiren cazgır üvey annesinin edepsiz tavırları gibi genel anlamda karakterlerde hiç minnet ya da hatadan ötürü özür dileme anlayışı da yok. Bu gerçekten kore kültüründe varolan bir durumsa katlanmak zorunda kalanların vay haline!)

Dizide dikkat çeken iki oyuncu var. İlki Queen Seon Deok, Pinocchio, The Time We Were Not In Love gibi dizilerde oyunculuğuyla dikkatimi çeken ve her yapımla çıtayı biraz daha yükselten Yoon Gyun-Sang. Artık kanımca bir başrolü hakediyor. Diğeri burada cameo yani bölüm oyuncusu olarak yer alan ve çocuklarının hastalığı karşısında maddi yetersizliğin çaresizleştirdiği bir babayı canlandıran Namgung Min. Kendisine The Girl Who Sees Smells, Can You Hear My Heart gibi serilerden aşinaydım. Şu sıralarsa KBS World kanalında bir programın program sunuculuğunu yapıyor. Kanımca The Girl Who Sees Smells'deki rolüyle harika bir iş çıkarmıştı ve O'nun oynadığı diğer dizi ya da filmleri izleyenebilir düşüncesiyle araştırmıştım.

Yıl 2017 ve ekranlarımızda her geçen gün daha fazla koreden dizi uyarlaması görüyoruz. Bu yapımın bizdeki versiyonu Kalp Atışı adı ile yayınlanmaya başladı. Senaryo örgüsünü daha özgün ve iyi bulduğumdan takip ediyordum. Ancak sonra her zaman ki gibi işin suyunu çıkaralım dedi sanırım tepedekiler. Ardından galiba reytingler dibe vurmaya başlayınca bizim kanalllarımızda sıkça görüldüğü üzere terbiyesizliğe yeni bir halka ekleyip önce yayin gününü değiştirdiler. Yayın gününü bulmak 3 hafta sonrasına denk gelmişti. Derken ardından da dizi birden bitiverdi. Bu yüzden izleyiciyi insan yerine koymayan Show Tv'ye, yazıklar olsun diyorum!!!

"Aşk asla özür dilemek zorunda olmamaktır." sözleriyle gönümde taht kuran Love Rain'de öncesinde izlediğim diğer dizi ya da filmlerinde pek de sevmediğim oyuncu Jang Geun Suk bu seride iki ayrı karakteri Seo In Ha ve onun oğlu Seo Joon'u canlandırırken hakkındaki düşüncelerimi yıktı ve beni kendine hayran bıraktı. (Bu diziyi ilk izlediğimde nedense hiç sevmemiş ve 2. bölümde yarım bırakmıştım. Genellikle dönem filmlerinde 1970'lerden pek hoşlanmam. Ancak vintage havası ve yağmur teması bu diziye romantik, hoş bir hava katmış.) Kadın karaterimiz olarak Kim Yoon Hee ve  kızı Jung Ha Na rolünü canlandıran Im Yoon Ah'ı ise daha önce izlememiştim. Genel kanım ikilininn güzel bir kimya yakalamış oldukları yönünde. Seri şu ana dek izlediğim onlarca diziden sonra 20'ye ulaşmayan en iyiler klasörümdeki yerini aldı ki bana göre oraya girmek kolay değildir:) Özellikle uzun tutulmuş şeklinde kimi yorumlarda dile getirilen ilk neslin yer aldığı ilk bölümlerdeki 1970'lerin nostaljik havasını ve dönemi yansıtan müziklerini dinlerken ayrı bir keyif aldım. Gelelim konusuna:

Hikaye kolejde ev ekonomisi öğrencisi olarak eğitimi alan Kim Yoon He ve O'nu ilk görüşten itibaren derin bir aşla seven resim bölümü öğrencisi utangaç ve sakin karakterimiz Seo In Ha çevresinde şekillenmeye başlıyor ve O devrin sevgileri daha yoğun ve masumdur şekilde çiziliyor. In Ha, iki sıkı arkadaşı tıp öğrencisi Lee Dhong wook ve Kim Chang-mo ile kurdukları müzik grubunun da söz yazarıdır. Kader çiftimiz için yağmurlu günleri seçer ve biraraya geldikleri bu anlar ikisi için de unutulmaz olarak kalır. İlk karşılaşmalarında sadece bakışlar vardır. Sonra sözcükler klasik bir çarpışma ve yere dökülen eşyaları toplama  eşliğinde gelişir. Ayrıldıktan hemen sonra Seo In Ha kızın geride günlüğünü unuttuğunu fark eder. Böylece içindekileri okurken sevdiği kızın hoşlandığı şeyler hakkında ufak ip uçları elde eder. Tuallerindeki yağlı boya resimlerde konu Kim Yoon He'dir. Ancak bir süre sonra Seo In Ha en yakın arkadaşının da benzer hisler beslediğini anlayınca duygularını kıza açmaktan kaçınır. Bu süreçte Kim Yoon He da Lee Dhong wook'a bu gerçeği belli etmez ya da onu reddetmez. Bu arada Seo In Ha arkadaş grubundaki Bheak Hye-jung tarafından karşılıkız şekilde sevilmektedir. Devrin popüler filmi Love Story için yaptığı çıkma teklifi kız tarafından hevesle kabul edilse de arkadaşı Lee Dhong wook'nın hislerini fark eden In Ha bir bahane yaratarak bu buluşmanın gerçekleşmesine izin vermez. Devir yasaklar devridir ve politik olaylar da meydana gelmektedir. Özellikle mesaj veren şarkılar sorun yaratmaktadır. Katıldıkları yarışma böyle bir nedenle basılır ve In Ha tutuklanır. Yağmura sık yakalanmaktan olsa gerek kızımız da ince hastalığa yakalanır ve köyüne dönmek zorunda kalır. (Tam Yeşilçam Havası:) Her an bir kenardan Ediz Hun ve Hülya Koçyiğit çıkacak gibi gelmişti.)  Hapis sürecinden yırtmak için zorunlu askerliği seçen İn ha ve tedavi amacıyla Amerika'ya giden Kim Yoon He'nın yolları böylece ayrılır.


Japonya'nın Sappooro kentinde iki genç birbirlerinden henüz habersiz şehrin karmaşasında koşuşturuken Jun Ha na alelacele çıkmıştır ki telefonunu unuttuğunu fark eder. Her nasılsa telefonu hatırı sayılır ünü ve karizmasının yanı sıra fazlasıyla ukala ve bencil bir kişilikteki fotoğrafçı Seo Jun'un cebinde kalır. Ancak birbirini izleyen günlerde çıkan aksiliklere rağmen ikili eninde sonunda biraraya gelse de Ha Na telefonunu geri almayı başaramaz. Görünüşe göre acele işi yüzünden gitmiş gözüken Jun'u otel girişinde uzun süre bekler. Sonra aklına bir fikir gelir. Telefonunu çaldırırken odaların kapısını birer birer dinler ve en sonunda tam da doğru odayı bulmuşken kolunda bir hatunla dönen Seo Jun'a yakalanır. Dahası özel hayata saygıyı hiçe sayarcasına telefonunu karıştırmış gözüken Seo Jun doğan güneşle birlikte yağan karı çektiği kısa bir videoyu keşfetmiş ve ancak kendisini oraya götürmesi karşılığında istediğini alabileceğini eklemiştir. (İtiraf etmeliyim ki oyuncu fotograf makinesiyle bir karizma abidesiydi.) Fotograf kareleri biribirini izlerken daha az önce giydiği kıyafetleri stil yoksunu ve pejmurde bulan ukala Seo Jun,  güneşle birlikte yağan karın mükemmel manzarasına dahil olduğunda Ha na'nın birkaç pozunu belli etmeden  çeker. Tüm yolculuk süresince stil sahibi nayif beyimizim arz-ı endam için seçtiği ince giysilerse sabahın 4'ü için yersizdir. Bü yüzden hayli zor anlar yaşar. Arabalarının da stop etmesiyle iyiden iyiye donacak gibi gözükünce idareyi ele alan Jun Ha Na O'nu şehrin halka açık sıcak su banyolarından birine götürür. Döndüklerinde suya düştüğü için bozulan telefonu tüm umutlarını sona erdirir. Şehre geliş nedenlerinden biri kısa süre önce annesinin ilk aşkına dair birçok şeyi yazdığı eski günlüğünü okuması ve şimdilerde yaptığı çalışmalarla ünlenmiş bir profesör olan So In Ha ile buluşmaktır. Arzu ettiği bu randevu gerçekleşirse profesörden  yeniden nükseden hastalığının pençesindeki annesini ziyaret etmesini istemeyi ummuştur.


Hana, sokakta dağıtılan el ilanlarında kendi resmini görene kadar Sapooro sayfasını ve Jun'un yarattığı tüm kötü hatıraları unutmuştur. Önce aldırmamayı düşünse de kendisinin onay vermediği halde fotograflarının kullanmasının hesabını sormaya karar verir. Soluğu adamın stüdyosunda, fotograf çekimin ortasında, alır. Ancak karşısındaki yaptığını kabul etse de fotograf basımının  onayı dahilinde gerçekleşmediğini belirtip, dahası belki para alırım umuduyla geldiğini söyleyen tam bir zeytinyağı vakasıdır. Genç kadın yapılan itama iyiden iyiye köpürür ve mekanı terk eder. Bu arada sözleşme kapsamında çalışma yürütülen firma el ilanlarındaki mankenle bir dizi yeni çekim talep eder. Görünüşe göre anlaşması tehlikeye düşen Jun, Ha Na'ı ikna etmek için peşinden gider. Genç kadın durumun ciddiyetini öğrenince teklifi iyi niyetle kabul etse bile bu adamın en ufak bir minnettarlık göstergesi sunmasını sağlamaz.

Devam Edecek...



High Socity (Yüksek Sosyete) 16 bölümden oluşan ve sona erdiğinde hoş bir seyirlik sunduğunu düşündüğüm dizilerden biriydi. Oyunculuklar ve konu pek sürpriz yaşatmıyor. Genelde yan karakterlerin hikayesi sönük kalırken bu dizideki dört rolün oluşturduğu iki çiftin aşk hikayesini gayet orantılı biçimde verilmiş. Choi Joon-Gi varlıklı olmayan ama yüksek standartlara sahip bir lisede eğitim gören, zengin Yoo Chang-Soo’ya arka çıkan ve dostluğunu kazanan ana karakterimizdir. Ancak tüm bu çabanın ardında yatan yegane gerçek, o zamandan planlı bir yaklaşımla sırtını zengin bir çevreye dayayarak hayatta kalabileceğini ve yükselebileceğini farkında olup kurduğu dostlukla geleceğine yatırım yapmaya karar veren birini görürüz. Böylece genelde dürüst ve iyilik timsali karakterleri görmekten sıkılan izleyici için ilginç sayılabilecek bir kurgu oluşmuş. Oyuncuyu daha önce yan karakter sayılabilecek karanlık rollerde izlemiştim. Sanırım öne çıktığı ilk yapım da bu zaten. Hayli şirindi. Salt iyi diye bir şey yoktur. Her insanın içinde karanlık taraflar yatabilir gerçeğine güzel bir örnek olmuş.


Zengin Çebol Yoo Chang-Soo'u The Heirs dizisinde hayli düşük bir rolde izlediğim Park Hyung-Sik canlandırıyor. Şunu söyeyebilirim ki bu dizide nerdeyse evrim geçirmiş. Kişiliği biraz boş aklı on karış havada olduğu halde hayli şirindi. Arkadaşlığın gerisindeki çıkar sağlama amacını keşfettiğinde elbette fazlasıyla sarsılır. Ancak Lee Ji-Yi  ile paylaştığı ilişki sayesinde zamanla pek çok kez bilinçli ya da bilinçsiz olarak dostu Choi Joon-Gi 'ye karşı yaptığı bencilliklerin farkına varır. Jang Yoon-Ha ise ablalarının itip kaktığı annesinin gram sevgi duymadığı mutsuz kızımızdır. Sadece iyi uylu ve ailesinin beklentilerini karşılamak için uğraşan annesinin gözbebeği abisi Lee Sang-Woo tarafından adam yerine konmaktadır. Choi Joon-Gi zengin olduğu hakkındaki gerçeği bildiği halde sakladığı ve yalan söylediği ortaya çıktığında -bunun dışında diğer herşeyi doğru yapması sayesinde- zengin kızımız tarafından affedilir. Gerek O’nun gerçek yüzünü keşfedip de bedel ödetme çabasına girdiği gerekse Choi Joon-Gi’nın parayı ve kariyeri seçerek karşı tarafta yer aldığı sürecin içi bomboştu. Bir noktadan sonra senaryo havası sönen balona döndü diyebilirim. Zaten pek çok hikaye bu boşluklar yüzünden heba olup gidiyor.

Dizi müziklerinin şarkı sözleri için Tıklayın
Bu dizinin ülkemizde de aynı adla yayınlanan versiyonunda Hazar Ergüçlü, Engin Öztürk, Meriç Aral, Ozan Dolunay ve daha pekçok ismin yer alıyor. Şu ana kadar konu aslına sadık kalacak gibi gözüküyor. Oyunculuklar fena değil. Tabii olaylar haliyle yavaş ilerliyor. Bu yüzden izlemek reklam ve asıl bölüm böncesi verilen özet nedeniyle işkenceye dönüşebiliyor. Belki duruma göre ara verip sona erdiğnde her gün yayınlanırsa dönüp bakabilirim.


Kim Woo Hyun (Oyuncu: So Ji-Sub) ve Park Ki Young (Oyuncu: Daniel Choi) polis akademisinde siber savunma alanında birlikte eğitim alan çok yakın iki arkadaşken günün birinde Park Ki Young akademideki bilgisayarlardan birini kurcalarken Kim Woo Hyun'ın babasının da dahil olduğu yüksek mertebedeki birçok ismin geçtiği çok gizli bir belgeye ulaşır. Adalet ve doğruluk gibi bir misyonla yola çıkan bu insanların saptığı yol inandığı ya da inandırıldığı değerleri sorgulayıp okulu bırakmasına neden olur. Yaptığı seçim en çok da dostu Kim Woo Hyun'u incitir. Yıllar sonra Kim Woo Hyun emniyet teşkilatına bağlı siber savunma biriminde önemli bir mevkiye gelmiştir. İllegal para transferleri, hackleme hatta seri  cinayetleri de içine alan bir dizi olayda  "Hades" kod adıyla virüs yayan ve kimliğini bir türlü ifşa edemedikleri hacker her defasında ondan bir adım önde gitmekte ve kendisini yakalamaya yönelik girişilen her türlü çabayı da boşa çıkarmaktadır. Artık onu yakalamak Kim Woo Hyun için neredeyse bir saplantı halini almıştır. En nihayetinde karşı karşıya geldiklerinde birbirlerini tanırlar. Kim Woo Hyun'nın kafasında önceleri yolundan sapmış ve suça bulaşmış eski akadaşını adalete teslim etme düşüncesi hakimken keşfettiği kirli gerçeklerle kendi içinde hesaplaşma. Dostunun kimliğini ifşa etmekten kaçınır. Bu arada yaşadığı çelişki ve öğrendikleri suç ağı mensuplarınca da fark edilmiştir. İki eski dost buluşma yerinde tuzağa düşürülürler ve bir patlama olur. Kim Woo Hyun hayatını kaybederken Park Ki Young yüzü tanınmayacak ölçüde ağır biçimde yaralanır ve herşeyin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmaya karar vererek o anda yaşanan kimlik karmaşasında arkadaşının yerine geçer.

Bu dizi bana göre vasatın altı olmasına karşın yüksek reyting alan pek çok yapımla kıyaslandığında hakkı yenmiş o serilerden biridir. School 2013 öncesi Danil Choi'u bu diziyle keşfermiş ve çok da beğenmiştim. Oynadığı karizmatik hacker rolüne bayıldm. Ancak elbette senaryo doğrultusunda hikayede ondan ziyade So Ji-Sub'un yüzü vardı ki ben tersini tercih ederdim. Ancak eklemem gerekir ki her ne kadar kendisine ekstra büyük bir hayranlık duymasam da bu seride So Ji Sub'un da iyi iş çıkardığı  düşüncesindeyim.

Park Ki Young (Hades)  ve Kim Woo Hyun
Bazı diziler arşivliktir ancak aynı dönemde birden fazla dizi izlemişsem kimilerini başka başka sebepler yüzünden erteleyebiliyorum. The Girl Who Can See Smells'i de When a Men Loves dizisindeki rolünde beni hayli irrite eden Shin Se-Kyung'u görünce yine böyle bir yargıya yenik düşüp izleme listemde ötelemiştim. Yazık ki iyi bir seyirlikten etmişim kendimi. Ama bazen arka arkaya izlemek yaratacağı sıkılma ihtimaliyle güzide olabilecek bir yapımı harcamanıza neden olabiliyor. Sonuç olarak ara verip de dönünce ve eldekilere bakınca karşımıza çıkanlardan daha iyi keyif alabiliyoruz. Gelelim dizimizin hayli ilginç sayılabilecek konusuna.

Bir akşam okuldan eve dönen Choi Eun-Seol birkaç dakika önce yolda olduğunu haber verip ramen pişirmesini istediği annesinin ve babasının yerde hareketsiz yatan bedenleriyle karşılaşır. Gördüğü manzaranın şokunu yaşarken evin karanlık bir noktasında beliren yabancı ile yüz yüze gelir. Görünüşe göre katilin sonraki hedefidir. Can havliyle uzaklaşmaya çalışır. Yüzü seçilmeyen yabancı isminin yazılı olduğu yaka iğnesini son anda göğsünde çekip koparsa da elinden kaçıp gider. Gecenin karanlığında devam eden kovalamaca yolun sonunda Choi Eun-Seol'e bir arabanın çarpmasıyla sona erer. Darbenin şiddetiyle havaya savrulup yere düşen ve ağır biçimde yaralanan kız, kendinden geçmeden önce bakışlarını gölgeler içinde dursa da seçebildiği katilin yüzünden ayırmaz. Kazaya sebep olan sürücü arabadan çıktığında ve O'nu hastaneye yetiştirildiğinde öldürülmekten kılpayı kurtulmuştur. Ancak katilin pes etmeye niyeti yoktur.

Aynı akşam Choi Moo Gakco kızkardeşinin otobüs kazası geçirdiğini haber vermesi üzerine hastenye vardığında daha kısa bir süre önce telefonda konuştuğu kızkardeşinin cansız bedeniyle karşılaşır ve  dehşet içinde görür ki boynu kesilmiştir. Acı ve öfke içerisinde gözyaşlarına boğulur. Görümüşe göre katil aynı adı taşıyan kızı hedefindeki kurbanı sanmıştır.  Ancak Choi Moo Gakco o sırada bunun bir seri katilin işi olduğunu farkında değildir. O gecenin ardından yaşadığı kaybın yarattığı travma sonrasında  his yeteneğni kaybeder.

Bir başka odada koma halinde yatan Choi Eun-Seol ise aradan geçen 193 günün ardından  uyanır ve yanı başındaki hemşire kızın kendisine yönelttiği bakışlarında tek gözünün yeşil olduğunu irkilerek fark eder. Dahası  garip biçimde kokuları görebilmektedir. Elbette önce başına ne geldiğini anlayamaz ve bir çeşit krize girmiş görünür. O geceye ve kazaya dair hafızası bomboştur. Davayı soruşturan polis tarafından evlat edinilir ve cinayet tanığı durumunda olduğu için adı da Oh Cho-Rim olarak değiştirilir. Rehabilitasyon süreci sonrası eve döner. Altı ay sonra Choi Eun-Seol bir tiyatro grubunda kendisine yer bulmak umuduyla ayak işlerine bakarken Choi Moo Gakco ise polis memuru olmuştur. İkilinin yolları bir suç kovalamacasında kesişir. Aynı sıralar cinayet masasında "Barkot Cinayetleri" dosyası kapsamında kaybolan iki kişinin arama çalışmaları devam etmektedir. Katilin kurbanlarının bileğinde barkot izi bıraktığı o dava Oh Cho-Rim ve Choi Moo Gakco'u aynı tehlikeyle bir kez daha yüzleşmek durumunda bırakacaktır.

          Namgung Min: Oyuncu ve model
Not: Bu dizide etkileyici fiziği ve yakışıklı yüz hatlarıyla yetenekli aşçı Kwon Jae Hee rolunde izlediğimiz 1978 doğumlu oyuncu  Namgung Min, sergilediği oyunculukla beni her anlamda kendine hayran bıraktı diyebilirim. Farklı karakterleri denemek konusunda iyi iş çıkardığını düşünüyorum. (Şu sıralar KBS World de Singing Battle programını sunuyor ve 2017 yapımı Good Manager dizisinde ise -açık kumral saçları pek yakıştıramasam da- komedi oynayabileceğini göstererek komik bir karaktere hayat veriyor. )



Jung Yup (정엽) 
눈부신 하루 (Nun Buşin Haru/Dazzling Day/Pırıl Pırıl Bir Gün) 
Lyrics [High Society (상류사회) OST Part II  

내 어깨에 기대 헝클어진 머리
Ne okkee kide hongkıroçin mori
Your tangled hair is on my shoulders
Dağınık saçların omuzlarımda

니 무릎에 누워 눈이 부신 오늘
Ni murıpe nuwo nuni buşin onıl
When I lay on your lap on this dazzling day
Bu pırıl pırıl günde kucağına uzandığımda

쓸데없는 내 얘길 들어도 고개를 끄덕여주고
Sılteomnın ne yegil dırodo kogerıl kıdogyoçugo
Even when I’m talking about pointless things you nod your head for me
Anlamsız şeyler anlatsam da beni dinliyorsun

어린애처럼 철이 없어도 넌 그저 그냥 웃어주지
Orineçorom çori opsodo non kıço kınyang usocuci
Even when I’m acting immature like a child you just smile for me
Çocukça davransam da sadece bana gülümsüyorsun

눈물이 나려고해 널보고 있으면
Nunmuri naryogohe nolbogo issımyon
Tears come when I look at you
Gözyaşlarım akıyor sana baktığımda

가슴이 벅차서 널 향해 뛰게돼
Kasımi bokçaso nol hyanghe twigedwe
My heart grows so full that it beats toward you
Kalbim kabarıp senin için atıyor

아무도 몰라 이런 내 맘을 너라면 알까
Amudo molla iron ne mamıl noramyon alka
No one knows how I feel, do you know?
Ne hissettiğimi kimse bilmiyor, sen biliyor musun?

하루 종일 귓가에 스며드는 부드런 낱말들이
Haru çongil kwitkae sımyodının budıron nanmaldıri
All day, soft and gentle words come into my ears
Gün boyu yumuşak ve nazik sözler kulağımda

입가에 붙어버린 따뜻한 니 이름이
İpkae butoborin tattıçhan ni irımi
Your name is stuck onto my lips
Adın dilimden düşmüyor

아무도 몰라 이런 내 맘이 네게 닿을까
Amudo molla iron ne mami nege dahılka
No one knows how I feel, will my heart reach you?
Ne hissettiğimi kimse bilmiyor, kalbim sana ulaşabilir mi?

너에게 더 가까이
Noege to kakkai
Closer to you
Sana daha yakın

주위가 온통 다르게 보여 내 옆에 니가 있으면
Çuwiga ontong tarıge boyo ne yope niga issımyon
Everything around me looks different when you’re next to me
Sen yanımda olunca herşey daha farklı gözüküyor

세상이 모두 너로만 보여 온통 내 맘에 물들었지
Sesangi modu noroman boya ontong ne mamemul dıroççi
Everything in the world looks like you, you have colored my heart full
Dünyadaki herşey sana benziyor, kalbimi tamamen kapladın

눈물이 나려고해 널보고 있으면
Nunmuri naryogohe nolbogo issımyon
Tears come when I look at you
Gözyaşlarım akıyor sana baktığımda

가슴이 벅차서 널 향해 뛰게돼
Kasımi bokçaso nol hyanghe twigedwe
My heart grows so full that it beats toward you
Kalbim kabarıp senin için atıyor

아무도 몰라 이런 내 맘을 너라면 알까
Amudo molla iron ne mamıl noramyon alka
No one knows how I feel, do you know?
Ne hissettiğimi kimse bilmiyor, sen biliyor musun?

하루 종일 귓가에 스며드는 부드런 낱말들이
Haru çongil kwitkae sımyodının budıron nanmaldıri
All day, soft and gentle words come into my ears
Gün boyu yumuşak ve nazik sözler kulağımda

입가에 붙어버린 따뜻한 니 이름이
İpkae butoborin tattıçhan ni irımi
Your name is stuck onto my lips
Adın dilimden düşmüyor

아무도 몰라 이런 내 맘이 네게 닿을까
Amudo molla iron ne mami nege dahılka
No one knows how I feel, will my heart reach you?
Ne hissettiğimi kimse bilmiyor, kalbim sana ulaşabilir mi?

조금씩 더 가까이
Çogımşik to kakkai
A little closer
Biraz daha yakın

오늘은 니 앞에서 사랑해 말하면
Onırın ni apeso saranghe marhamyon
Today, when I tell you that I love you
Bugün sana seni sevdiğimi söylediğimde

간지런 그말에 웃음이 나오면
Kançiron gımare usımi naomyon
When you smile because of those tickling words
O gıdıklayan sözler yüzünden gülümsediğinde

어쩌면 누가 몰래 우리의 사랑을 볼까
Oççomyon nuga molle uriıi sarangıl bolka
Maybe someone might secretly see our love
Belki birizi gizlice aşkımıza şahit olur

하루 종일 귓가에 스며드는 부드런 낱말들이
Haru çongil kwitkae sımyodının budıron nanmaldıri
All day, soft and gentle words come into my ears
Gün boyu yumuşak ve nazik sözler kulağımda

입가에 붙어버린 따뜻한 니 이름이
İpkae butoborin tattıçhan ni irımi
Your name is stuck onto my lips
Adın dilimden düşmüyor

아무도 몰라 이런 내 맘이 네게 닿을까
Amudo molla iron ne mami nege dahılka
No one knows how I feel, will my heart reach you?
Ne hissettiğimi kimse bilmiyor, kalbim sana ulaşabilir mi?

니 맘에 더 가까이
Ni mame to gakkai
 Closer to your heart
Kalbine daha yakın

내 맘에 널 가까이
Ne mame nol gakkai
You’re close to my heart
Kalbime yakınsın

내 안에 널 더 많이
Ne ane nol to manhi
You are in me even more
İçimde daha da derinlerdesin


 












Acoustic Collabo (어쿠스틱 콜라보) –
(Kıroçimayo/Don’t Do That/Yapma Bunu) / 그러지마요 
Lyrics [High Society (상류사회) OST Part I

자꾸다가오지말아요미소짓지도말아요
Çakku ta kaocimarayo misociççido marayo
Stop coming to me, don’t even smile
Gelme bana, gülümseme bile

그댈바라게되면많이아플테니
Kıdel paragetwemyon manhiapılteni
If I start to want you, it’ll really hurt
Seni istemeye başlarsam gerçekten acı verecek

나를꿈꾸지마요나도이렇게그댈
Narıl kumkucimayo nato irohkekıdel
Don’t dream of me
Beni hayal etme

밀어내고있잖아요
Miro ne goiççanhayo
I’m also pushing you away
Ben de seni uzaklaştırıyorum

제발다가오지말아요
Çebal tagaoçi marayo
Please don’t come to me
Lütfen gelme bana

그따뜻함에분명흔들릴테니
Kıttattıthame punmyong hındıllilteni
Because your warmth will surely shake me up
Çünkü sıcaklığın beni kendime getirir

내가그대를참아내는만큼
Nega kıderıl çamanenın mankım
I have to hold back from you
Senden uzak durmalıyım

아파와도난그대를참아야겠죠
Apawado nan kıderıl çamaya keççyo
Even if it hurts as much as I’m holding back from you
Senden uzak durmak acı verse de

나를잊어도돼요내가다시는그댈
Narıl icododweyo neka taşinın kıdel
You can forget me
Beni unutabilirsin

바라지도못할만큼
Paraci do motal mankım
So I won’t ever look at you again
Sana bir daha asla bakmayacağım

제발아파하지 말아요
Çebal apahaci marayo
Please don’t hurt
Lütfen acı çekme

그대눈물에다시흔들릴테니
Kıde nunmure taşi hındıllilteni
Because your tears will shake me up again
Çünkü gözyaşların beni kendime getirir

내가그대를밀어내는만큼
Nega kıderıl mironenın mankım
Though I try to push you away
Seni uzaklaştırmaya çalışşam da

아파해도난그대를참아야겠죠
Apahedo nan kıderıl çamayakecyo
Even if it hurts as much as I’m holding back from you
Senden uzak durmak acı verse de

왈칵눈물이흐르네요
Walkan nunmuri hırıneyo
Tears are spilling out
Gözyaşlarım akıyor

밀어내봐도참아보려애를써봐도
Miro nebwa do çamaboryo erılsobwa do
Though I try to push you away I try to hold it back
Seni uzaklaştırmaya çalışşam da, durmaya çalışsam da

전부거짓말이죠
Çonbu kocimmariçyo
It’s all a lie
Bu bir yalan

제발떠나가지는 말아요
Çebal donagacinın marayo
Please don’t leave
Lütfen gitme

나도이렇게그대를사랑하죠
Nado irohke kıderıl saranghacyo
I’m in love with you too
Ben de sana aşığım

내가그대를밀어냈던만큼
Nega kıderıl mironetdon mankım
As much as I’m pushing you away
Her ne kadar seni uzaklaştırmaya çalışsam da

처음부터난그대를사랑한거죠
Çoım buto nan kıderıl saranghankocyo
I loved you from the start
Başından beri seni sevdim











Kim Joo Na (김주나)
너없이 어떻게 (Noopşi Ottohke/How Can I, Without You/Nasıl Yaparım Sensiz) 
Lyrics (High Society 상류사회 OST Part III

거짓말 같았던 우리 그 시간을 떠올리며
Koçimmal katatdon uri kı şiganıl doollimyo
As I think about our times together that seemed too good to be true
Birlikte olduğumuz anları düşündükçe gerçek olamayacak kadar güzeldi

눈물을 흘리죠 그게 널 찾는 방법뿐
Nunmurıl hılliçyo kıke nol çannın pangpoppun
I am shedding tears because that’s the only way to find you
Gözyaşlarım dökülüyor çünkü seni bulmanın tek yolu bu

첨부터 왜 내맘 아프게 할꺼면 왜와
Çomputo we nemam apıge halgomyon wewa
If you were going to hurt me, why did you come in the first place?
Beni üzecektiysen en başında neden geldin ki

다시 안올수도 있을꺼란 예감
Taşi anolsuto issılgoran yegam
I have a feeling you won’t ever come back
Sanırım bir daha asla dönmeyeceksin

조금만 더 보고 싶은데
Çogımman do pogo şipınte
But I want to see you a little more
Ama seni biraz daha görmek istiyorum

어떻게 하나요 어떻게해야만 하나요
Ottohke hanayo ottohke heyaman hanayo
What should I do? What should I do?
Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyım?

우리가 이것 밖에 안됐었나요
Uriga igot bakke andwessomnayo
Is this all we were?
Biz bu muyduk yani?

처음부터 뭔가 잘못된것이었나봐요
Çoımbuto mwonga çalmotdwengoşiomnabwayo
Maybe something went wrong from the start
Belki de en başında bir şeyler yanlış gitti

어떻게 사랑이 그래 참 어려운데
Ottohke sarangi kıre çam oryounde
How can love be like this?
Aşk nasıl böyle olabilir?

그대없는 하루하루
Kıde omnın haruharu
It’s so hard, my days without you
Günlerim sensiz çok zor

온종일 마음아파 죽을것 같은데
Onçongil maımapa çukılkot gatınte
All day, I feel like I could die from my heartache
Tüm gün sanki kalp ağrısından ölecekmişim gibi geliyor

눈을감아봐도 그대 머릿속에 떠올라서
Nunılkamapwado kıde morissoke doollaso
I close my eyes but you’re still in my head
Gözlerimi kapıyorum ama sen hala aklımdasın

나 참을수가 없어
Na çamılsuga opso
I can’t take it anymore
Artık dayanamıyorum

두번다시 못볼 자신없는걸
Dubontaşi mompol çaşinomnıngol
I don’t know if I can never see you again
Bilmiyorum seni bir daha görebilecek miyim?

어떻게 하나요 어떻게해야만 하나요
Ottohke hanayo ottohke heyaman hanayo
What should I do? What should I do?
Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyım?

우리가 이것 밖에 안됐었나요
Uriga igot bakke andwessomnayo
Is this all we were?
Biz bu muyduk yani?

처음부터 뭔가 잘못된것이었나봐요
Çoımbuto mwonga çalmotdwengoşiomnabwayo
Maybe something went wrong from the start
Belki de en başında bir şeyler yanlış gitti

어떻게 사랑이 그래 참 어려운데
Ottohke sarangi kıre çam oryounde
How can love be like this?
Aşk nasıl böyle olabilir?

그대없는 하루하루
Kıde omnın haruharu
It’s so hard, my days without you
Günlerim sensiz çok zor

온종일그대의 품에 잠들고 싶어
Onçongil kıdeıi pume çamdılgo şipo
All day, I want to sleep in your arms
Bütün gün kollarında uyumak istiyorum

아무리 우리를 갈라놓아도
Amuri urirıl kallanohado
No matter what takes us apart
Bizi ne ayırırsa ayırsın

그 어떤것도 막을 수 없어
Kı ottongotdo magıl su opso
Nothing can stop me
Hiçbir şey beni durduramaz

어떻게 하나요 어떻게 해야죠
Ottohke hanayo ottohke heyacyo
What should I do? What should I do?
Ne yapmalıyım? Ne yapmalıyım?

어떻게 해야만 될까요
Ottohke heyaman twelkayo
What should I do?
Ne yapmalıyım?

그대없는 나는 더 살아서 뭐가돼
Kıdeomnın nanın to saraso mwokadwe
What will I become if I live without you?
Sensiz ben ne hale gelirim

다시한번 시작한다면 더 잘할꺼야
Taşihambon şicakhantamyon to çalhalkoya
If we start up again, I will be better
Yeniden başlarsak eğer, daha iyi olurum

















박형식 (Hyungsik)
You’re My Love (Aşkımsın Benim) 
High Society OST Part IV

웃음이 멈추지 않아
Usımi momçuci anha
I can’t stop smiling
Gülmeden duramıyorum

너를 생각하면 기분 좋아
Norıl senggakhamyon kibun çoha
When I think of you, I feel good
Seni düşündüğümde çok iyi hissediyorum

발길이 멈추지 않아
Palgiri momçuci anha
My footsteps won’t stop
Adımlarım durmaz

매일 너에게 난 달려가
Meil noege nan tallyoga
I’m running to you every day
Her gün sana koşuyorum

Baby You’re My Love
Bebeğim, aşkımsın benim

너의 사랑에 난 빠졌나 봐
Noıi sarange nan pacyonnabwa
I think I’ve fallen in love with you
Sanırım sana aşık oldum

Baby You’re My Dream
Bebeğim, hayalimsin benim

매일 니 생각뿐이야
Meil ni senggakpuniya
Every day, I’m only thinking about you
Her gün, sadece seni düşünüyorum

너와 둘이서 커피를 마시고
Nowa turiso kopirıl maşigo
I wanna drink coffee with you
Seninle kahve içmek istiyorum

너와 둘이 같은 영화를 보며
Nowa turi gatın yonghwarıl bomyo
I wanna watch movies with you
Seninle film izlemek istiyorum

매일 너와 둘이서 함께 있고 싶어
Meil nowa turiso hamke itgo şipo
I wanna be with you every single day
Her gün seninle olmak istiyorum

너와 둘이서 두 손을 잡고서
Nowa turiso tu sonıl capgoso
I wanna hold your hand
Elini tutmak istiyorum

너와 둘이 같은 곳을 보며
Nowa turi gatın gosıl bomyo
I wanna look at the same places
Seninle aynı yerlere bakmak istiyorum

매일 너와 둘이서 함께 걷고 싶어
Meil nowa turiso hamke gotgo şipo
I wanna walk with you every single day.
Her gün seninle yürümek istiyorum

눈길이 멈추질 않아
Nungiri momçucil anha
I can’t stop looking at you
Sana bakmadan duramıyorum

너를 보고 파도 니가 좋아
Norıl pogo pado niga çoha
I miss you but I like you so much
Seni özlüyorum, senden çok hoşlanıyorum

손길이 멈추질 않아
Songiri momçucil anha
I can’t stop touching you
Sana dokunmadan duramıyorum

너를 보면 안아 주고파
Norıl pomyon ana çugopa
When I see you, I wanna hug you
Seni gördüğümde sarılmak istiyorum

Baby You’re My Love
Bebeğim, aşkımsın benim

너의 사랑에 난 빠졌나 봐
Noıi sarange nan pacyonnabwa.
I think I’ve fallen in love with you
Sanırım sana aşık oldum

Baby You’re My Dream
Bebeğim, hayalimsin benim

매일 니 생각뿐이야
Meil ni senggakpuniya
Every day, I’m only thinking about you
Her gün, sadece seni düşünüyorum

너와 둘이서 두 눈을 맞추고
Nowa turiso tu nunıl macçugo
I wanna look into your eyes
Gözlerine bakmak istiyorum

너와 둘이 같은 표정 지으며
Nowa turi gatın pyocong ciımyo
I wanna have the same expression as you
Seninle aynı mimikleri yapmak istiyorum

매일 너와 둘이서 닮아가고 싶어
Meil nowa turiso talmagago şipo
I wanna resemble you every single day
Her gün sana benzemek istiyorum

너와 둘이서 같은 노래를 듣고
Nowa turiso gatın norerıl dıtgo
I wanna listen to the same song as you
Seninle aynı şarkıyı dinlemek istiyorum

너와 둘이 같은 노래를 하며
Nowa turi gatın norerıl hamyo
I wanna sing the same song as you
Seninle aynı şarkıyı söylemek istiyorum

매일 너와 둘이서 꿈을 꾸고 싶어
Meil nowa turiso kumıl kugo şipo
I wanna dream with you every single day
Her gün seninle hayal kurmak istiyorum

내 사랑이 너 하나만 원해
Ne sarangi no hanaman wonhe
My love only wants you alone
Aşkım sadece seni istiyor

너의 손길 눈길 발길이
Noıi songil nungil palgiri
My touch, my eyes, my footsteps
Dokunuşum, gözlerim, adımlarım

다 나의 사랑인걸
Da naıi sarangingol
It’s all my love
Hepsi benim aşkım

너와 둘이서 커피를 마시고
Nowa turiso kopirıl maşigo
I wanna drink coffee with you
Seninle kahve içmek istiyorum

너와 둘이 같은 영화를 보며
Nowa turi gatın yonghwarıl bomyo
I wanna watch movies with you
Seninle film izlemek istiyorum

매일 너와 둘이서 함께 있고 싶어
Meil nowa turiso hamke itgo şipo
I wanna be with you every single day
Her gün seninle olmak istiyorum

너와 둘이서 두 손을 잡고서
Nowa turiso tu sonıl capgoso
I wanna hold your hand
Elini tutmak istiyorum

너와 둘이 같은 곳을 보며
Nowa turi gatın gosıl bomyo
I wanna look at the same places
Seninle aynı yerlere bakmak istiyorum

매일 너와 둘이서 함께 걷고 싶어
Meil nowa turiso hamke gotgo şipo
I wanna walk with you every single day.
Her gün seninle yürümek istiyorum

너와 둘이서 두 눈을 맞추고
Nowa turiso tu nunıl macçugo
I wanna look into your eyes
Gözlerine bakmak istiyorum

너와 둘이 같은 표정 지으며
Nowa turi gatın pyocong ciımyo
I wanna have the same expression as you
Seninle aynı mimikleri yapmak istiyorum

매일 너와 둘이서 닮아가고 싶어
Meil nowa turiso talmagago şipo
I wanna resemble you every single day
Her gün sana benzemek istiyorum

너와 둘이서 같은 노래를 듣고
Nowa turiso gatın norerıl dıtgo
I wanna listen to the same song as you
Seninle aynı şarkıyı dinlemek istiyorum

너와 둘이 같은 노래를 하며
Nowa turi gatın norerıl hamyo
I wanna sing the same song as you
Seninle aynı şarkıyı söylemek istiyorum

매일 너와 둘이서 꿈을 꾸고 싶어
Meil nowa turiso kumıl kugo şipo
I wanna dream with you every single day
Her gün seninle hayal kurmak istiyorum